Yaşanmış bir gerçek hikâye: Dolandırıcıya dolanmak

Yaşanmış bir gerçek hikâye: Dolandırıcıya dolanmak
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Her mesleğin olduğu gibi mütercim tercümanlığın da mesleki birçok getirisi var hayata dair.

Tercümanlık yaparken insanların hayatlarına da bir bakıma ortak olursunuz.

Polis mahkemesinde en yüz kızartıcı olaylara şahitlik edersiniz. Aile mahkemelerinde insanların en derin aile kavgalarını dinlersiniz. Sonradan kavga eden sevgililerin yazışmalarını çevirirsiniz kimi zaman. Kimi zaman da şirketlerin en mahrem bilgileri sizin elinizden geçer. Terapistlerde insanların en derin sırlarını yine siz tercüme edersiniz.

Sevgili arkadaşım Nerkiz Şahin birkaç yıl önce, tercüman olarak çalıştığı dönemde başından geçen ilginç olayları kitap haline getirdi. “Yaşanmış Sosuz Hikayeler” adlı kitabında Nerkiz Şahin, çok farklı anekdotları aktardı isim ve yer isimlerini değiştirerek. Büyük bir keyifle okuduk. Benim açımdan olmasa da okurlar açısından çok çarpıcı hikâyelerdi anlatılan “Yaşanmış Sonsuz Hikayeler”.

Çünkü ben de öğrencilik dönemimden bu yana Belçika’da yeminli tercümanlık yapıyorum. Bir yıl önce Belçika’da yeminli tercümanlara yeni bir düzenleme getirildi. Ulusal sicil oluşturuldu. Başkonsolosluklarda da periyodik olarak güncellenen yeminli tercümanların iletişim bilgileri ile birlikte bir listesi bulunur.

KAMBOÇYALI GÖKHAN

Bir “Yaşanmış Sonsuz Hikayeler” de benden. Ama her şeyiyle tamamen gerçek bir hikâye…

Birkaç hafta önce telefonuma “Fikret Bey merhaba günaydın konsolosluk listesinden ulaştım numaranıza Hong Kong tan yazıyorum hafta ya oraya gelicez şirket kurumu ve mülk alimi için tercümana ihtiyacımız var eğer düşünürseniz görüşelim selamlar Gokhan Cermik” mesajı aldım.  

“Buyurun” dedim. Ve yaşanmış gerçek hikâye başladı.

Ücretsiz görüşme sağlayan bir uygulamadan arayan kişi, işadamı olduğunu ve Brüksel’e geleceklerini, bir haftalık görüşmeleri olduğunu anlattı. Çalışma şartlarında anlaştık. Ücret konusunda hiç itiraz etmemesi beni şaşırtmıştı.

Resmi daireden belge alan vatandaş, hiç itiraz etmeden o kuruma belge parası öder. Belgenin onaylatılması gerekiyorsa, belge onayı için yine hiç itiraz etmeden ödeme yapar. Tercüme yapıldıktan sonra konsoloslukta tercüme onayı için yine hiç itiraz etmeden ödemesini yapar. Ancak tercümanlardan belgenin çevirisi istenirken mutlaka indirim yapmamız istenir.

Kamboçya telefonundan (+855 88 591 2848) arayan ve Hong Kong’da işadamı olduğunu söyleyen Gökhan Çermik’in bu “duyarlı” davranışı güzeldi. Daha sonra bana, bir İngiliz markası ve Hong Kong’da üretilen dyuscooters’un linki atarak, bu elektrikli bisikleti Avrupa’ya getirmek için görüşmeler yapacaklarını yazdı.

Ertesi gün telefon açan Gökhan Çermik, Hong Kong’dan bir istediğim olup olmadığını sordu. Teşekkür ettim. Ama ısrarlıydı. “Bakın burada elektronik aletler çok uygun. Telefon veya bilgisayar ihtiyacınız varsa, getireyim” dedi. Boş bulunup “akıllı telefon” fiyatı sordum. “Elimde bir tane var. Daha geçen hafta aldım hiç kullanmadım. Size onu getireyim. Ücret yerine Somali veya Sudan’da bir kurban kestirirsiniz” diye dini duyguları sömürme girişimi başladı. Kabul etmedim.

Din sömürüsü girince işin içine benim açımdan olayın boyutu değişti.

HER ŞEY 200 AVRO İÇİN

Kahramanımız(!) birkaç gün sonra bana uçak bileti ve konaklayacakları 5 yıldızlı otelin “bir gecelik rezervasyon” ekran görüntüsünü attı. Bir gün sonra tekrar arayan işadamı(!) birlikte Brüksel’e gelecekleri arkadaşı Khan Moek’un çantasını çaldırdığını ve kendisine 200 avro gönderebilirsem kendisinin sabah hesabıma parayı aktaracağını söyledi. Gökhan Çermik’in anlattıklarında tek gerçek Kamboçyalı Khan Moek’un ismiydi. Parayı çekebilmesi için gerçek bir isim olması gerekiyordu. Oyaladıktan sonra Brüksel’de para gönderme şirketlerinin kapanmış olduğunu mesajla bildirdim.

Araya hafta sonu girdi. Pazar günü öğleden sonra Brüksel’e gelip gelmediklerini sordum mesajla. “Geldik, yarın anlaştığımız saatte görüşürüz” diye cevap verdi.

Bir dolandırıcı ile karşı karşıya olduğumu bildiğim halde gazetecilik merakı ile yine de anlaştığımız gün ve saatte daha önce belirttiği otele gittim. Elbette rezervasyon yoktu. Otel yönetimini bilgilendirdim.

Ve adının Gökhan Çermik olduğunu söyleyen kişiye “Gökhan Bey, bu kadar uğraşa hiç gerek yoktu. İhtiyacım var diyerek doğrudan isteseydiniz gerçekten 200 avro gönderirdim size…” mesajı attım.

FİKRET AYDEMİR – BRÜKSEL