Yeşil rüya kâbusa dönüştü: Barış ve doğa dediler, savaşçı ve enerji tekellerinden yana çıktılar

Gazeteci yazar Osman Çutsay, Ukrayna – Rusya savaşı gölgesinde Almanya’daki iktidar ortağı Yeşiller’in izlediği savaş politikalarını Sınırsız TV’de yayınlanan Avrupa Gündemi’nde değerlendirdi.

Yeni Posta Genel Yayın Yönetmeni Işın Ertürk’ün sorularını yanıtlayan Çutsay, “Doğrudur, Yeşiller bir savaş partisidir” dedi.

Programda tartışmaya açık şu saptamalar yer aldı:

Avrupa’nın yönetici sınıflar, birçok sorunu “Yeşiller hareketi” üzerinden çözebildi. Barış ve çevre hareketinin içinden çıkmış özgürlükçü Yeşiller çabuk partileşti ve 40 yıl içinde özellikle Almanya’da iktidarı taşıyan pragmatik bir kilit partiye dönüştü. 

“Aşırı” barışçı ve çevreci bu siyasetin “aşırı savaş yanlısı” ve gerekirse nükleer enerjiye dönüşe onay verecek bir Frankenstein halini aldığını mı görüyoruz? Görüntüler hiç hoş değil. Oysa bundan 25 yıl kadar önce Yugoslavya Yeşiller’in büyük çabasıyla parçalanırken, partinin ”kurucu babaları ve anaları” uyarmıştı: Özellikle Joschka Fischer ve çocuklarının Yeşiller ideolojisiyle ve partinin de kuruluş ilkeleriyle artık hiçbir ilişkisi bulunmuyordu. Hatta ilk kuşak Yeşillerden Jutta Ditfurth, 2000’de açıkça ”Yeşiller bir savaş partisidir” diye yazmıştı. Bugünkü Yeşiller, gerçekten de Ukrayna’ya en ağır silahların gönderilmesi için çırpınan bir savaş partisidir. 

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video


Yeşiller’in Alman ve Avrupa siyasetindeki rolünü yorumlayan Osman Çutsay şu sorulara yanıtlar verdi:

– İddia şu: Yeşiller’in “Ukrayna mesaisi”, yani yangına körükle gitmesi, bu partinin tanımına yönelik birçok şeyin değiştiğini kanıtlıyor. Öyle mi? Ne oluyor sahada? Yeşiller’e yeni bir tanım mı gerekiyor gerçekten? 

 – Ukrayna savaşında “en şahin” kesimin Alman Yeşillerinden çıktığını gözlüyoruz.  Yapılan bazı kamuoyu araştırmaları Yeşiller partisinde korkunç bir dönüşüm yaşandığını belgeliyor. Savaş manyağına dönüşmüş eski barış ve çevre hareketi temsilcileri, açıkça toplumu savaş yorgunluğuna karşı (Baerbock) uyarabiliyor. “Otokrat Putin” diye, ahmak yaratmaya yönelik tanımlamalar üzerinden artık gizleme gereği de duyulmayan bir Rus düşmanlığı Almanya’da iktidar ortağı ve Avrupa’da da sözü dinleniyor. İslamofobi ve Türkofobinin yanında, ama onlardan çok daha etkili bir Rusofobinin sahne aldığını görüyoruz. Öyle mi? Bu Rusofobinin gelişmesi neleri tetikler Almanya ve yaşlı kıtada? 

– Alman Yeşiller hareketinin bu kadar aşırı “Amerikancı” çıkması büyük çoğunluğu şaşırttı. Sosyalist olmasa da “sosyalizmle iltisaklı” Alman ilericilerine göre, Yeşiller bir Avrupacı hareket değil artık, Amerikan çıkarlarının takipçisi bir neoliberal parti. Üstelik enerji darboğazı gerektirirse atom enerjisine bile dönülebileceği sinyalleri verebiliyorlar. Almanya, Avrupa siyasetine 40 yılda son derece etkili bir gerici parti mi armağan etmiş oldu? Yoksa haksızlık mı ediyoruz? Yeşiller ile ilericilik arasında bir bağ var mı? Türkçe ve daha çok Türk gericiliğinin kullandığı bir sözcük yardımıyla soralım: İlericilikle “iltisaklı” bir hareket denebilir mi artık Yeşiller Partisi’ne? Bir bağı kaldı mı? 

YENİ POSTA – FRANKFURT