Zor zenaat: Almanya’da görme engelli bir insan olarak yaşam mücadelesi

781129
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Sosyal pedagog İsmail S., görme engellilerin yaşadığı sorunları ve haklarını, bu arada yararlanabilecekleri olanakları anlattı.

Fiziksel veya zihinsel bir takım yetersizliklerle “engelli” bir insan olarak yaşamak, bugünkü teknik kolaylıklara rağmen yeterince zor, sıkıntılı, masraflı ve umut kırıcı iken, görme engelli bir insan olarak yaşamak, başedilmesi bundan daha da zor bir duruma karşılık geliyor.

Çünkü başka insanlara, kurumlara ya da materyallere bağımlılık, bu engel türünde diğerlerine oranla çok daha fazla. Görme engelli bir birey olarak kapıdan çıktığınız anda, evde olduğunuzdan çok daha ağır oranda yardıma muhtaç kalıyorsunuz.

GÖRME ENGELLİLER İÇİN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Sosyal bir devlet olarak Federal Almanya, Türkiye gibi bir ülkeyle kıyaslandığında, engelli bir insana sosyal ve bireysel olarak sunduğu imkânlar göz önüne alındığında, imrenilecek haklara sahip. Görme engelliler için bireysel haklar, refah düzeyleri ve özgürlükler konusunda bilgi almak üzere görme engelli bir birey olarak dünyaya gelen ve sosyal hizmetler alanında eğitim almış, sosyal pedagog İsmail S. ile yasal haklar üzerine kısa bir görüşme yaptık ve sorunlarını konuştuk.

İsmail S.’nin görme engeline doğuştan “Glaukom” adı verilen göz içi tolere edilemeyen basınç sorunu sebep olmuş. Bu sorun sebebiyle görme yetisini kaybetmiş, yasal olarak yüzde 100 engellilik derecesini almaya hak kazanmış.

İsmail S., gözlem, değerlendirme ve önerilerini bizimle paylaştı:

GÜNDELİK HAYAT, HASSASLAŞAN DUYULAR

“Görme engelli bir insan olarak yaşamak çok farklıdır, görme duyunuz iptal olduğundan onun yerine ikame edeceğiniz diğer duyuları, mesela koklama, dokunma ve duyma duyunuza daha fazla yüklenirsiniz, o duyularınız daha fazla gelişir, diğer insanlardan daha erken duyar, kokuları daha keskin alır ve dokunduğunuz materyalleri daha fazla hissedersiniz. Bu duyular sağlıklı insanlardakine oranla görme engellilerde daha fazla önem kazanır.

TEMEL SORUNLAR

Görme engellilerin temel olarak iki tür sorunu vardır; birincisi hakiki bariyerler ki bunlar; fiziki engeller, bir de insanların önyargılarıyla kendi oluşturdukları bariyerler; mesela birtakım bilinçli ve bilinçsizce yapılan dışlamalar, görmezden gelmeler, yok saymalar.

Görme engelli bir insan olarak yakın çevremde her yere gidebiliyorum, tabii ki bu rahatlığı Almanya’da yaşıyor olmama borçluyum: Düzen var ve insanlar buna uyuyorlar. Altyapı sorunu yok, organize oluyorlar. Görme engelli bir vatandaş olarak yaşadığımız şehrin önemli yolları ve sokaklarını bulmamız, sağsalim adrese ulaşmamız için nelere dikkat etmemiz gerektiği eğitimli rehabilitasyon hocaları sayesinde teknik olarak okullarda öğretildi.

GÖRME ENGELLİLER İÇİN İMKÂNLAR NASIL?

Almanya sosyal bir devlet olarak bizlere yasal haklarımızı sağladı, bu hakları kimse elimizden kolay kolay alamaz. Gelişmiş bir ülke olduğu için altyapı sorunları yok, şehir planlaması, kaldırım sistemi ya da trafik lambası sistemi, engelli vatandaşların trafiğe çıkabilmelerine uygun.

6 yaşında ilk olarak engelliler için özel olarak dizayn edilmiş ve müfredatı buna uygun olan olan bir yatılı okula gittim. 9 yıl sonra ise başka bir okula geçtim, orada da 3 yıl eğitim gördüm. Temelde sağlıklı çocukların gittiği okullarla aynı müfredata sahip bu okulların tek farkları, sağlıklı çocuklara verilmeyen, görme engellilere özel, ulaşım sorunundan, yemek yapma, alışveriş ve ev temizliği, sosyal hayata katılım, özbakımı içeren özel teknik destek, yardımcı materyal ve uygulama yöntemlerinin anlatıldığı ve öğretildiği ‘rehabilitasyon’ eğitimini de veriyor olmaları. Sağlıklı çocuklar gibi matematik, fizik, sağlık, gibi dersler verilirken, kimya, bilgisayar kullanma, kabartma yazı tekniği gibi teknik dersler görme engelli bireylerin kullanabileceği materyallarle zenginleştirilmiş laboratuvarlarda veriliyor.

Aklınıza gelebilecek her türlü spor dersi ise türüne göre kaza ve yaralanmalara sebebiyet vermeyecek ortam ve salonlarda teknik ve personal desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu okulların en büyük özelliği rehabilitasyon hizmetlerini hem danışmanlık hem materyale ulaşma konusunda iyi seviyede veriyor olabilmeleri. Tabii ki bu okulların da dezavantajlı tarafları var: İnsanı ailesinden ve sosyal çevresinden uzaklaştırıyor, yaşıtlarından izole ediyor, hafta sonu ev izni ve tatiller dışında sürekli okul ve yurt arasında bir dünyanız oluyor.

Görme engelli bir çocuk normal bir okula da gidebilir, bu durumda gerekli materyalin okul tarafından ekstra olarak karşılanması gerekir, aileye Jugendamt tarafından ‘Integrationskraft’ adı verilen bir yardımcı verilir ve çocuk bu yardımcı ile okula gider ve derslere katılım gösterir, bu yöntem tabii ki çok da tavsiye edilebilir bir yöntem değildir, kağıt üzerinde var olup pratikte çok da başarılı olmamıştır.

ANNE VE BABALARA TAVSİYELER

Her konuda olduğu gibi görme engelinin üstesinden gelmek için zamanı çok doğru kullanmak gerekir. Teşhis konulduktan sonra bir an evvel bu gerçeği kabullenip bu doğrultuda gerekli adımların ivedilikle atılması gerekir, gerek okul, gerek tedavi ve terapiler gerekse bürokratik meselelerin çözümünde bu kabul aşaması en temel konudur, çok zaman kazandırır. ‘Frühforderung’ adı verilen ‘erken destek’ süreci anaokulu döneminde çok önemlidir. Almanya’daki görme engelliler için verilen eğitimin farkı tam da bu dönemde ortaya çıkar. Ailelerin bu dönemi iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. Danışma hizmetlerinden ve uzmanlardan gerekli bilgi ve teknik desteği hiç çekinmeden, sıkılmadan alabilirler. Meselenin tüm aile üyeleri ve kardeşlerle bir araya gelinerek, konuşularak kabul edilmesi, bu noktadan sonra beklemeden harekete geçmek çok önemli.

GÖRME ENGELİ VE MESLEK SEÇİMİ

Eskiden görme engelliler için tavsiye edilen ve desteklenen klasik meslekler vardı: Telefon santrallerinde, Call-Center’larda sekreterlik, masörlük, fizyoterapistlik gibi. Artık bu tür sınırlayıcı engeller ortadan kalktı. Artık birçok görme engelli akademisyen ya da devlet memuru, sesli bilgisayarlar sayesinde sağlıklı insanlar gibi çalışabiliyor, herhangi bir kurumda ‘Ausbildung’ adı verilen ‘meslek eğitimi’ni alabiliyor, araştırmalarını oturduğu yerden yapabiliyor. Devlet gerekli teknik materyal ve asistan desteğini ödüyor. Buna rağmen hâlâ görme engelliler iş piyasasına girmekte zorlanıyorlar, ayrıca göçmen görme engellilerin eğitim seviyesi ve meslek edinme kapasiteleri Alman görme engellilere oranla hâlâ daha düşük. Maalesef bu durum her türlü engeli kapsayan bir gerçekliktir.

GÖRME ENGELLİLERE EK YARDIMLAR

Görme engelliler için verilen ek yardımlar ise ikiye ayrılıyor: 750 euroya kadar ‘Blindengeld’ ve ‘Blindenhilfe’ adı verilen iki ayrı yardım miktarı var. Bu iki ayrı yardım 750 euro olana kadar birbirini tamamlar. Bu yardımlar Hartz-IV adı verilen sosyal yardım ya da ‘Wohngeld’ adı verilen kira yardımının dışında yapılan ek katkı yardımlarıdır. Yıllık 7400 euroya kadar vergi muafiyeti yine görme engelliler için kazanılmış bir haktır, tabii bu hakkı sadece çalışabilen görme engelli vatandaşlar kullanabilir. Bunların dışında hastalık kasası ya da sigorta adı verilen ‘Krankenkasse’larda hasta ve engelli insanların birçok malzeme, ameliyat ve tedavi masraflarını üstlenmekle yükümlü kurumlardır.

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME İMKÂNI

Engelli insanların Almanya’daki en büyük sorunu son derece yavaş işleyen bürokrasisi ve kırtasiyeciliğin teknolojik gelişmelere rağmen azaltılamamış olması. Haklarımız mevcut, bunlardan haberdarız, fakat bunlara ulaşmak konusundaki en büyük sıkıntı son derece yavaş işleyen bir bürokrasi ve işleri yokuşa sürme politikasının izlenmesidir. Bu da sanırım engellilerin yaşadığı en genel sorundur.

İskandinav ülkeleri bu konuda Almanya’dan daha başarılı müfredat ve politika uyguluyorlar. Görme engelli insanların en temel yaşadığı sorunlar, kurumlarla olan bürokrasi ve insanlar arası önyargı ve desinformasyondur. Bunun yanı sıra Caritas, ASB, Deutsches Rotes Kreuz ve Internationaler Bund gibi sosyal hizmet veren kurumların bu alanda kurmuş oldukları lobinin büyüklüğü sorunların başında geliyor. Devlet bu konuda da engelli insanları ve ailelerini değil, bu kurumları kendine muhatap alıyor. Bu da, doğal olarak, sorunların anlaşılması ve çözümünde zaman kaybı ve yavaşlamaya sebep oluyor.

ENGELLİLERE UYGUN EVLER MÜMKÜN

Ev bulmak genel olarak herkes için zor bir konu, buna rağmen tabii ki görme engelli bir insan için ‘behindertengerecht’ adı verilen, engelin seviyesine göre ev bulmak mümkün. Belediyenin evleri bu konuda daha ucuz ve iddiasız olduğu için daha uygun, ama istenirse ve gerekli şartlar hazırlanırsa serbest piyasadan da ev bulunabilir.

Aile kurmaya gelince: Görme engelliler genelde yalnız yaşarlar, tabii arada evlenen, çocuk sahibi olan ya da hayat arkadaşıyla birlikte  yaşayan engelli bireyler de çıkıyor. Okul çağında çocuk sahibi olan görme engelliler içinse ‘veli dayanışması’ adı verilen okul içi asistanlık sistemi devreye girer.

UFUK EVLA BOSTAN -MAINZ

FOTO: Sharon McCutcheon on unsplash